En son konular
» Bu Adam
Perş. Ocak 19, 2012 11:37 am tarafından Sedat Yıldırım

» Kavuştun Ahmet
Perş. Ocak 19, 2012 11:28 am tarafından Sedat Yıldırım

» Ahmet'im
Perş. Ocak 19, 2012 11:26 am tarafından Sedat Yıldırım

» Ahmet Olmak
Perş. Ocak 19, 2012 11:24 am tarafından Sedat Yıldırım

» Dostum
Perş. Ocak 19, 2012 11:22 am tarafından Sedat Yıldırım

» Bakma Öyle
Perş. Ocak 19, 2012 10:32 am tarafından Sedat Yıldırım

» Sedat / Ahmet - Ahmet / Sedat
Perş. Ocak 19, 2012 10:28 am tarafından Sedat Yıldırım

» Seni Çok Özledim Anne
Çarş. Ocak 18, 2012 11:01 pm tarafından Sedat Yıldırım

» Dardayım Anne - Sedat Yıldırım
Çarş. Ocak 18, 2012 10:26 pm tarafından Sedat Yıldırım

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Ekim 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     

Takvim Takvim

Ortaklar
bedava forum


Şiir Nedir?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Şiir Nedir?

Mesaj tarafından Sedat Yıldırım Bir Salı Ocak 17, 2012 12:00 pm

Edebî eserler içinde en fazla
yazılan ve okunan türlerdendir. Neredeyse hemen her şairin kendine göre
bir şiir anlayışı olduğu için herkesin kabul edebileceği bir şiir tanımı
yapmak zordur. Şairlerin bir kısmı şiiri felsefî boyutuyla
değerlendirirken, bazıları şiirde anlam aramanın gereksizliği üzerinde
durur, bazıları şiiri amaca ulaşmak için bir araç olarak görür. Şiiri,
insanda güzel duygular uyandıran, onu bir ruh hâlinden başka bir rûh
haline götüren; ölçülü, kafiyeli (veya serbest) sanatlı sözler olarak
tanımlamak mümkündür. Ölçülü, kafiyeli fakat edep sınırları aşan
anlatımları şiir tanımına dahil etmek yanlış olur.

Hakkında güzel
sözler söylenebilecek hemen her olay, her eşya, her düşünce, duygu ve
hayâl ... şiire konu olabilir. Bu bakımdan şiirin konusunu sınırlamak
zordur. Şiirler genellikle biçim özellikleri ve konularına göre (gazel,
kaside, mesnevi, rubai, şarkı, türkü, koşma –güzelleme, koçaklama,
taşlama, ağıt-, mani, ninni, destan vb. gibi) farklı isimlerle
adlandırılırlar. Şiirin klâsik anlayışla konularına göre altıya
ayrılması gelenek hâlini almıştır:

Şiir Türleri


1. Lirik Şiir:
Toplumun hemen her kesimini ilgilendiren sevinç veya acı gibi ortak
duyguların veya aşk, ayrılık, özlem gibi bireysel duyguların coşkulu bir
tarzda işlendiği şiirlere lirik şiir denir. Eski Yunan edebiyatında bu
tarz şiirler lir denen bir sazla söylendiği için böyle adlandırılmıştır.
Bizim edebiyatımızda halk âşıklarının (veya halk şairlerinin) söylediği
şiirlerin çoğu liriktir.

2. Kahramanlık Şiirleri: Bir
milletin hayatında önemli izler bırakan (büyük göçler, savaşlar, doğal
afetler vb. gibi) olaylarla, yiğitlik, kahramanlık, mertlik, yurt
sevgisi gibi konuların destan havası içinde işlendiği şiirlere
kahramanlık şiirleri (epik şiir) denir.

3. Öğretici Şiirler:
bilim, sanat, felsefe, din, ahlâk gibi alanların kurallarını, temel
ilkeleri öğretmek ve öğüt vermek amacıyla yazılan şiirlere öğretici şiir
(didaktik şiir) denir.

4. Dramatik Şiir: Heyecan veya üzüntü veren konuların tiyatro (dram, trajedi, komedi) tarzında işlendiği şiirlere dramatik şiir denir.

5. Pastoral Şiir:
tabiat güzelliklerini, çoban ve kır hayatını işleyen şiirlere pastoral
şiir denir. Bunlar içinde doğrudan doğruya kır hayatının güzelliğini
işleyen kısa şiirler idil; birkaç çobanın kır hayatı, aşk vb. konular
üzerinde karşılıklı konuşmaları tarzında yazılanlara eglog denir.
(eglog, türk edebiyatında hemen hemen hiç kullanılmamıştır.)

6. Satirik Şiir:
Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum,
iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik
özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir.
Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru
olur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında
taşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.


+ + + + + + + + + + + + + + + + + + + + +


Şiir Üzerine Yazı


Şiir üzerine Derya Çolpan'ın bir yazısı;
Şiir,
neredeyse dilin doğuşuyla beraber ortaya çıkan bir yazın türüdür. Şiiri
tanımlamak için binlerce ifade kullanılmışsa da doğru ve değişmeyecek
bir tanıma ulaşmak olanaksız gibi görünmektedir. Ancak, kendine ait bir
dil ya da söylem kullanması, müzik ve sesle yakın ilişki içinde
bulunması ve estetik bir etkileme gücünün olması herkes tarafından kabul
edilebilecek özelliklerdir.

Şiirin ortaya çıkışı, insanın sesini
bulması ve özellikle konuşarak iletişim kurmasını sağlayan bir dil
geliştirmesi ile yaşıttır. İnsan günlük konuşma dilinin yanı sıra
özellikle değiştirebileceği ya da yansıtabileceğini düşündüğü doğayı
etkilemek için bir büyü dili oluşturmuştu. Bu dilin ritmik özellikleri
şiir dilinin öncülü olarak algılanabilir. platon da şiiri tanımlarken
“büyülü söz” ifadesini kullanmıştır.

Çağlar boyunca türküler
şiirsel metinler olarak sözlü yazın örnekleri olarak yaşamışlardır. Her
kültürün günlük dil kadar sık kullandığı türkülerin sosyolojik boyutu
yazınsal boyutundan daha önde görülmüştür. İşlerini yaparken türkü
söyleyen insanlar bireysel ya da grupsal gereksinimlerinden dolayı
farklı türlerde şiir geliştirmişlerdir. Bu gereksinim sonucu ortaya
çıkan türler Yunan kültürü etkisi altında gelişmiştir. Bu bağlamda ilk
gelişen türler lirik, epik ve dramatik şiirdir. Bunların dışında
pastoral, didaktik ve satirik diye adlandırılan türler de şiirde iç
farklılaşmanın diğer örnekleridir.

Topluma ortak bir duyarlık ve
bazen vicdan oluşturmak, insan-doğa ilişkisini düzene koymak, sıradan
insanın gözlemleyebildiği halde ifade edemediği olayları ve olguları
güzel ve farklı bir dil kullanarak gündeme getirmek ve böylece toplumun
sözü olmak gibi işlevleri vardır şiirin. Şiirin işlevi yazıldığı ya da
söylendiği döneme bağlı olarak farklılık göstermiştir. Topluma
kazandırılmak istenen değerlerin sözcülüğünü yapmış, yenilikleri
tanıtmaya çalışmış, demokrasi ve özgürlük kavramlarının kalıcı olmasında
önemli pay sahibi olmuştur.

Şiir üzerine sözler


* İçinizde olmayan şiiri hiçbir yerde bulamazsınız. (Shelley)
* Şairin kullandığı sözcüklerde insanlar için çeşitli anlamlar vardır; herkes beğendiğini seçer. (Tagore)
*
Şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke bir
coşkunlukla, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk, aklın
yoğurduğu gerçeğin dışındadır. (Baudelaire)
* Şiir sanatı, eksiklikleri güzelliklere çeviren bir simya bilimidir. (aragon)
*
Ne masayı anlatacağım diye masa sözcüğünü kullanacaksınız, ne kuşu
anlatacağım diye kuş sözcüğünü; ne de aşkı anlatacağım diye aşk
sözcüğünü. (Cocteau)
* Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Şiir, insanı insana yaklaştıran şeydir. (Sait Faik)
*
Şiirin konuları hiç eksik olmayacaktır; çünkü dünya o kadar büyük, o
kadar zengin, yaşam o kadar değişik manzaralı ki… Hiçbir gerçek konu
yoktur ki şair onu gereği gibi işlemesini bildiği andan itibaren şiirden
yoksun olsun. (goethe)
* Gerçek şiirin, asıl sanat eserinin
kendi varlığından başka bir amacı yoktur. Kendisinde başlar, kendisinde
biter. Bütün soyluluğu da buradan gelir. (Valéry)

Derya Çolpan

Çeşitlerine Göre Şiir Örnekleri


Lirik Şiir Örnekleri


Duygu ve düşüncelerin coşkulu bir dille anlatan şiire lirik şiir denir.
Eski
Yunan edebiyatında şairler şiirlerini Lyra (lir) denilen bir sazla
söyledikleri için bu tür şiirlere lirik denilmiştir. Lirik şiir, dünya
edebiyatında en çok işlenen ve sevilen şiir türüdür. Lirik şiirler insan
yüreğine seslenen , okunduğunda insanı duygulandıran , coşkulandıran
şiirlerdir. Batı edebiyatında Rönesans devrim
şairlerinin(PETRERCA,RONSARD) daha sonra da ilke olarak içe dönüklüğü
benimseyen romantik şairlerin(Lamartine ,Hugo, Goethe, Schiller)
duygusal ve öznel bir nitelik gösteren şiirlerin bu türün başarılı
örnekleridir.

Örnek-1
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm
Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni
Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları ( İlhan BERK)

Örnek-2
Kara dutum, çatal karam ,çingenem
Nar tanem , nur tanem , bir tanem,
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın oğulum
Günahımsın vebalimsin .
Dili mercan , dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum,
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum ,çatal karam çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem? (Bedri Rahmi EYÜBOĞLU)

Örnek-3
NERDESİN?
Geceleyin bir ses böler uykumu.
İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgarlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: Nerdesin?
Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden
Ta derinden bir gün bana "Gel" desin (Ahmet Kutsi TECER)

Örnek-4
ENDÜLÜSTE RAKS
Zil, şal ve gül. Bu bahcede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında endülüs üc defa kırmızı.

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir
İspanya neş'esi ile bu akşam bu zildedir.

Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, örtünüşleri...

Her rengi istemez, gözümüz şimdi aldadır.
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır..

Alnında halka halka aşüfte kakülü
Gögsünde yosma gırnatanın en güzel gülü...

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü sürmeli,
Şeytan diyor ki, sarmalı yüz kere öpmeli.

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle
Her kalbi dolduran zile, her sineden "Ole!" (Yahya Kemal BEYATLI)

Pastoral Şiir Örnekleri


Çoban ve kır yaşamını,doğa güzelliklerini anlatan şiirlere pastoral şiir denir.
Pastoral
şiirlerin her türlü süsten , yapmacıktan ,gösteriş ve söz oyunlarından
uzak bir yapısı vardır. Bunlara bukolik şiir ( çoban şiiri) de denir.

Pastoral şiirin iki biçimi vardır:
İDİL:
Bir ozanın ya da çobanın ağzından yazılıp kır yaşamının çekiciliğini ,
güzelliğini anlatan çobanıl aşkı yansıtan kısa şiirlere denir.

EGLOG:
BİR kaç çobanın karşılıklı konuşmaları yoluyla oluşturulan , aşk , kır
yaşamı üzerine duygu ve düşüncelerini yansıtan pastoral şiirlere denir.

Örnek-1
Avludan geçtiğini gördü gelinin
Suya gidiyordu öğle güneşinde
Ardında bebesi yalınayak
Geride Karabaş
Tozlu yoldan
Söğütlerin oradaki çeşmeye
Yalağında bulutlar yıkanan çeşmeye (Oktay RIFAT)

Örnek-2
Gümüş bir dumanla kapandı her yer
Yer ve gök bu akşam yayla dumanı
Sürüler , çeşmeler , sarı çiçekler
Beyaz kar, yeşil çam, yayla dumanı ( Ömer Bedrettin UŞAKLI)

Örnek-3
BİNGÖL ÇOBANLARI
Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların,
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün aynı pınardan doldurup testimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.
Okuma yok,yazma yok, bilmeyiz eski yeni,
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini,
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı.
Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
"Suma"mın başka köye gelin gittiği akşam,
Gün biter, sürü yatar ve sararsan bir ayla,
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.
Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
Diye hıçkırır kaval:
Bir çoban parçasısın, olmasan bile koyun,
Daima eğeceksin başkalarına boyun;
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an,
Mademki kara bahtın adını koydu çoban!
Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı uzun uzun.
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına. (Kemalettin Kamu)

Örnek:4
ÇOBAN ÇEŞMESİ
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler su dağa çoban çeşmesi.
"Goynunu Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi...
"O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudaga çoban çesmesi.
Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
Kerem'in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmadı toprağa çoban ceşmesi.
Leyla gelin oldu,
Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül ararda,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi... (Faruk Nafiz ÇAMLIBEL)

Epik Şiir Örnekleri


Epik
sözcüğü , Yunancada destan anlamındaki epope den gelmektedir. Yazının
bulunuşundan önceki dönemlerde ulusların hayatında derin izler bırakan
tarihsel olayları dile getiren destanlar epik şiir sayılır.Epik
şiirlerde yiğitlik, kahramanlık, savaş. temaları işlenir.Her epope (
destan) ya da epik şiirlerde tarihsel bir gerçek vardır. Epik şiir bu
gerçekten kaynaklanır.Epik şiirlerin çoğu , okuyucuyu coşkulandırdığı
için lirik özellikler de taşır.

Örnek-1
Durduk , süngü takmış kafir ayakta
Bizde süngü yok
Bir hayret kızıllığı akardı üstümüzden
Dehşetten daha çok
Durduk , süngüsü düşmanın pırıl pırıl ,
Önümüze çıktı bir gündüz,bir gece
Korku değil haşa
Bir büyük düşünce .
( F.Hüsnü DAĞLARCA)

Örnek-2
Kalktı göç eyledi Avşar elleri,
Ağır ağır giden eller bizimdir.
Arap atlar yakın eder ırağı,
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
Belimizde kılıcımız Kirmani,
Taşı deler mızrağımın temreni.
Hakkımızda devlet etmiş fermanı,
Ferman padişahın,dağlar bizimdir.
Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur,
Öter tüfek davlumbazlar vurulur.
Nice koçyiğitler yere serilir,
Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir. (Dadaloğlu)

Didaktik Şiir Örnekleri


Belli
bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek,
ahlaki bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü
zayıf şiir türüdür. Eski çağlarda ozanların eğitici öğretici bir kişi
olduğu kabul ediliyordu. Eski Yunan edebiyatında HESİODOS bu türün ilk
örneklerini vermiştir.Türk edebiyatında "ta'limî" terimi de aynı anlamda
kullanılmıştır. Manzum hikâyeler ve fabllar da bu gruba girer.

Örnek-1
KARGA İLE TİLKİ
Bir dala konmuştu karga cenapları;
Ağzında bir parça peynir vardı.
Sayın tilki kokuyu almış olmalı;
Ona nağme yapmaya başladı:
"Ooooo! Karga cenapları, merhaba!
"Ne kadar güzelsiniz; ne kadar şirinsiniz
"Gözüm kör olsun yalanım varsa
"Tüyleriniz gibiyse sesiniz
"Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın."
Keyfinden aklı başından gitti bay karganın;
Göstermek için güzel sesini
Açınca ağzını düşürdü nevâlesini.
Tilki kapıp onu dedi ki: "Efendiciğim,
Size küçük bir ders vereceğim;
Alıklar olmasa iş kalmaz açık gözlere;
Böyle bir ders de değer sanırım bir peynire"
Karga şaşkın, mahcup biraz da geç ama,
Yemin etti gayrı faka basmayacağına. (Çev: Orhan Veli)

Örnek-2
Şunlar ki çoktur malları
Gör nice oldu halleri
Sonucu bir gömlek imiş
Anında yoktur yenleri ( Yunus EMRE )

Satirik Şiir Örnekleri


Eleştirici
bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum, iğneleyici
sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de
görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir
eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru olur. Bu tür
şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama, yeni
edebiyatımızda ise yergi verilir.

Örnek-1

Pek rengine aldanma felek eski felektir
Zira feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönektir
Ya bister-i kemhâda , yâ virânede can ver
Çün bay ü gedâ hâke beraber girecektir
Allaha sığın şahs-ı halimin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir
Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
Şirin dahi kasdetmesi cana gülerektir
Bed asla necabet mi verir hiç üniforma
Zerdüz palan ursan eşek yine eşektir
Bed mâye olan anlaşılır meclis-i meyde
İşret , güher-i âdemi temyize mihenktir

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tektir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
Nâdânlar eder sohbet-i nâdânla telezzüz
Divânelerin hemdemi divâane gerektir
Aff ile mübeşşer midir eshâb-ı meratip
Kanun-i ceza âcize mi hâs demektir
Milyonla çalan mesned-i izzetde serefrâz
Bir kaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir
İman ile din , akçadır erbâb-ı gınâda
Namus ü hamiyyet sözü kaldı fukarada (Ziya Paşa)

Örnek-2
Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fukara halini kimse sormuyor
Padişah sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim

Dramatik Şiir Örnekleri


Tiyatroda
kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede
söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu
durum dram tiyatro türünün ( 19. yy. ) çıkışına kadar sürer. Bundan
sonra tiyatro metinleri düz yazıyla yazılmaya başlanır.

Dramatik
şiir harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedi ve kommedi
olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üç kere
çıkmıştır.

Bizde dramatik şiir türüne örnek verilmemiştir. Çünkü
bizim Batı'ya açıldığımız dönemde ( Tanzimat ) Batı'da da bu tür şiirler
yazılmıyordu; nesir kullanılıyordu tiyatroda. Bizim tiyatrocularımız da
tiyatro eserlerini bundan dolayı nesirle yazmışlardır. Ancak nadirde
olsa nazımla tiyatro yazan da olmuştur. Abdülhak Hamit Tarhan gibi...

Batı
edebiyatında Corneille, Racine, Shakespeare; Türk edebiyatında Namık
Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan, Faruk Nafiz Çamlıbel dramatik şiirin en
güzel örneklerini vermişlerdir.
avatar
Sedat Yıldırım
Admin

Mesaj Sayısı : 91
Kayıt tarihi : 16/01/12
Yaş : 50
Nerden : İstanbul

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz